Mutlaka İzlemeniz Gereken Filmler 1 - Yol
sourceintersinema
'Bu filmleri neden daha önce izlemedim' dediğim filmlerden bir tanesi. İçeriğiyle, oyunculuklarıyla, gerçek hayatı birebir yansıtan sahneleriyle çok kaliteli ve muazzam bir film.
Bayram izniyle İmralı Yarı Açık Cezaevi’nden memleketlerine giden mahkumların hikayelerinin anlatıldığı filmde dönemin toplumsal sorunları farklı yaşamlarda ele alınıyor. Film, cezaevinden çıkan Seyit Ali, Mehmet Salih, Mevlüt, Ömer ve Yusuf adlı 5 karakterin hayatlarından kesitler sunmaktadır. Memleketlerine giden mahkumlardan Seyit Ali, Konya’ya gider. Ailesinin yanına vardığında karısı Zine’nin geneleve düştüğünü ve karısının ailesinin, çocuğunu da alıp köyüne götürdüklerini öğrenir. Bunun üzerine Seyit Ali, köye doğru yol alır. Aslında karısını çok sevmektedir, ancak töre baskısı aklını kin ve nefretle doldurmuştur.
Mehmet Salih Diyarbakır’a karısının ve çocuklarının yanına gider. Fakat kayın validesi ve kayın pederi oğullarının ölümünden onu sorumlu tutmaktadırlar. Mehmet Salih olan biteni tüm gerçekliğiyle anlatmak, karısını ve çocuklarını görmek üzere kayınpederinin karşısına dikilir.
Mevlüt Gaziantep’e nişanlısı Meral’i görmeye gider ancak Meral’in babası evlenmeden vakit geçirmelerine müsaade etmez. Yalnız kalmak istediklerinde de peşlerine aileden birileri takılmaktadır. Bu durum Mevlüt’ü oldukça rahatsız eder.
Ömer, Urfa’ya ailesinin yanına döner. Sınırda kaçakçılık yapan kardeşinin zor durumda olduğunu öğrenir. Çatışmalar ve baskınlar giderek artmaktadır. Köy halkı da bu çatışmaların tam ortasındadır. Bunun yanı sıra Ömer, köye vardığında Gülbahar adında bir kızı görür ve ondan çok etkilenir.
Karısını görmek için cezaevinden memleketine giden Yusuf, izin belgesini kaybeder ve olağanüstü hal bölgesinde otobüste yapılan bir arama sonucu askerlerce alıkonulur. Onun için umulmadık izin günleri başlamıştır.
sourcelistelist
Bir film düşünün, yönetmeninden çok senaristiyle anılsın. Bir film düşünün, senaristin zihninde hayat bulan hikâyesi, kendisi hapiste olduğu için tamamen onun istekleri ve direktifleri doğrultusunda çekilsin. Bir film düşünün, ülkesindeki karanlığı tüm çıplaklığıyla yansıttığı için 17 yıl yasaklı kalsın. Evet, Yılmaz Güney’in senaryosunu hapishanede yazdığı, Şerif Gören’in yönettiği Yol’dan bahsediyoruz. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne uzanan Yol’dan…
Bugüne dek yapılmış birçok En İyi 10 Türk Filmi soruşturmasında, listelerin üst sıralarında yer almayı başaran Yol, sinemamızın övünç kaynaklarından biri. Peki, filmin bu başarısında rol oynayan etmenler nelerdi? Yaşayan karakterleri, karakterlerin içimize dokunan çarpıcı hikâyeleri, ülke gerçeklerini sunmadaki cesareti, politik duruşu, kurgusu ve yönetmenlik sanatının parmakla gösterilecek örneklerinden biri olması gibi özelliklerini bir çırpıda sayabiliriz. Ama öncelikle filmin ne anlattığına ve nasıl anlattığına bir bakalım.
Yılmaz Güney’in cezaevinde bulunduğu dönemde senaryosunu yazdığı ve Şerif Gören tarafından yönetilen “Yol” filmi daha önce “Bayram” adıyla Erden Kıral tarafından çekilmek istenmiştir. Bu fikre başlangıçta sıcak bakan Yılmaz Güney daha sonra, filmi Erden Kıral’dan alarak Şerif Gören’e vermiştir. Filmin çekilen görüntüleri yurtdışına kaçırılmış ve orada kurgulanmıştır. Cannes’da Altın Palmiye ödülünü alan ilk Türk filmi olan “Yol”, ülkemizde uzun yıllar yasaklanmış ve 18 yıl aradan sonra gösterime girmiştir.
sourcesinematikyesilcam
İmralı yarı açık cezaevinde yatan bir grup mahkûmun hikâyesidir Yol’da anlatılan. Ülkede sıkıyönetim uygulanmaktadır ve cezaevindeki kötü koşullar daha da çekilmez bir hal almıştır. Mahkûmlar, umutla bayram izinlerinin çıkmasını beklerken karakterlerimizi tanıyor, hikâyelerine ortak oluyoruz. Karakterlerimizi tanırken, otoritenin sadece bir ses aracılığıyla aksettirildiğini görüyoruz. İçerdeyken soyutlaştırılan otorite, dışarı çıktığımızda askerler üzerinden somutlaştırılıyor. Yılmaz Güney’in iktidar karşıtlığını da net bir biçimde somutlaştırdığı Yol, kendi deyişiyle memleketiyle hesaplaşmasını yaptığı filmidir.
Bayram havası estiren izin haberiyle birlikte beş mahkûm yollara düşüyor, hapisten çıkan mahkûmların, başka bir hapishanedeki yolculukları da böylece başlıyor. Gören, ana karakterimizin hikâyelerini birbirine paralel olarak anlatıyor. Bir haftalık iznin karakterlerimiz için anlamının ne kadar büyük olduğunu gözlerinden anlıyoruz. Ancak çok geçmeden onları bekleyen kötü sürprizlere şahit oluyoruz. Dışarıda çok geçmeden hem kendi acı gerçeklikleriyle hem de ülkenin gerçekleriyle yüzleşiyorlar. Dışarısının en az içerisi kadar rahatsız edici olduğunun altını çiziyor yönetmen Gören. Zaten Yılmaz Güney’in anlatmak istediği hikâyenin özü de bu. Dışarısının, içeriden hiçbir farklının kalmadığını, özgürlüklerin topyekûn askıya alınarak, ülkenin koca bir hapishaneye dönüştüğünü iç burkan insan manzaraları eşliğinde anlatmak… Yol’u izlerken politik bir film olduğunu unutmamalıyız. Güney’in politik duruşunun filmin politik duruşuna dönüştüğünü ve fakat politik duruşun sanatın önüne geçmediğini de belirtmemiz gerekiyor.
sourcelistelist
Ödüller:
1983 Cannes Film Festivali – “Altın Palmiye Ödülü”,
“FIPRESCI Uluslar arası Sinema Eleştirmenler Ödülü”,
“Kiliseler Birliği Özel Ödülü”
1983 Fransız Sinema Eleştirmenleri Sendikası – “En İyi Yabancı Film”
1984 Londra Sinema Eleştirmenler Ödülleri – “ALFS Ödülü”
Kesinlikle efsaneler arasındadır bu film.
Günün kaliteli gönderisi seçildiniz. Steemit-Türkiye Topluluğunda aktif olmaya devam edin.
Steemit Türkiye Team