Küçük Kız | 2

Bu hikaye Küçük Kız hikayesinin devamıdır.
This is my short story.
Küçük Kız | 2
Artık üstünden beş sene geçti. Az değil. Sanırım evime dönebilirim... Uzun yolculuğum artık sona erdi sanki. Bitmemesini istiyordum, eski hayatıma dönmemek... Ama ne bileyim. İnsan yine de bazı şeyleri özlüyor.
Evim yerli yerinde duruyordu, uçağı bilerek gündüz saatine almıştım. Uzun zaman önce burada yaşadığım şeylerden sonra ilk olarak gece gelmek, biraz ürpertiyordu.
Eşimin ve kızımın ölümünden sonra yaşadığım psikoljik travma beni buralardan uzaklaşmaya itti.
Sürekli yapmak istediğim dünya turuna çıkmak için güzel bir zaman oldu ama, bir o kadar da kötü.
Her neyse.
Size de bahsettiğim gibi geceleyin araba kullanmaktan ve yağmurdan nefret ederim.
Gündüz gözü ile, italyadan aldığım fotoğraf makinesini de kullanarak eski evime gitme zamanı.
Bir süredir bu fotoğraf işi ile uğraşıyorum. Aslında ilk 1-2 ay kadar hiç bir şeyi çekmedim. Deniz kıyısında oturup sadece düşündüm, içtim ve içtim...
Sonrasında birikimimin tamamını harcamaya karar verdim. Ne de olsa tekrardan kazanabilirim. Ve işte bu yolculuk beş sene kadar sürdü.
Evim yerli yerinde duruyordu.
Dışarıdan çok huzurlu gözüküyordu, eşimin ve kızımın cesetleri yıllar önce bulunmuş ve aynı gün polisleri kapıda görüp bir daha geri dönmeme kararı almıştım.
Şu anda evde kimsenin yaşamadığını düşünüyorum. Beni ölü ya da diri bulana kadar, ev eşimin erkek kardeşinin üstüne yapılmış. Buraya gelecek kadar cesur biri değil zaten. Muhtemelen boş olur...
Anahtarlığı değiştirmediklerini umuyorum.
Taksiden inip eve doğru baktım. Fotoğraf makinemi alıp bir kaç kare çektim. Perdeler çekili, dışarıdan tertemiz gözüken, ufak bir bahçesi ve aslında içinde benim hayatımı değiştiren koskoca bir ev.
Müstakil olanlardan.
Bizim ülkede genellikle böyledir.
Kapıda polis olmaması beni hem şaşırttı hem de bu kadar sene sonra gelmeyeceğimi düşünmeleri beni rahatlattı.
Karımın ve kızımın ölümünden benim sorumlu olduğumu düşünüyorlardı.
Haksız da sayılmazlar. Ama olayın tamamını kimse bilmiyor...
Kapıyı açtım, içerinin tozlu olduğunu fark ettim. Evdeki kuru ve ılık havanın dışarı çıkmasına, dünyanın ferahlığının da eve girmesine izin verdim...
Sonra içeri girdim... Kapıyı kapattım.
Dünya benim için değişti.
Buraya gelince kendimi bulduğum hisleri, hiç bir ülkede, hiç bir sahilde veya başka bir yerde bulamadım.
Evimin verdiği huzuru ve endişeyi bana hiç bir yer veremedi şu ana kadar.
Parkelerin bu kadar tozlu olması bana kimsenin olmadığını bir kez daha kanıtladı adeta.
Üst kata çıkmak istemedim. Yatak odam oradaydı.
Salona bir göz gezdirdim...
Fotoğraf makinemi alıp yemek masasını ve mutfağı çektim..
Planım, buraya artık sadece fotoğraflarda gelmekti.
Bir şeyler çekmeye devam ederken kendimi yukarıda buldum. Yatağımın yanına gelmiş, henüz oturmamış ama dikilip oraya bakıyordum...
Düşündüm...
Neden...
Neden benim başıma geliyor bunlar.
Neden benim başıma böyle şeyler geldi ki?
Suçum neydi benim...
Yatağa baktım tekrar... Sonra makinamı aldım elime.. Çektiğim fotoğraflara baktım... Her şey çok huzurluydu. Kızımın odasına ve banyoya gittim.
Her yer tertemizdi.
Hiç bir şeye dokunulmamış, banyodan eşimin cesedi alınmış ve sonradan birileri gelip temizlemişti...
Duş alacak kadar rahattım aslına ama.. Buna zamanım var mı diye düşündüm.
Yatağımı çok özlediğimi fark ettim başında dikilirken.
Son bir kez burada uyumak benim hakkım diye düşündüm...
Ardından yorganı kaldırdım...
Yumuşacık...
Yumuşacık ve ilginç bir şekilde hala yeni yıkanmış gibi kokan yatağımıza yattım... Yine yalnız... Yine eşim yok...
...
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanununa göre tüm hakları bana aittir.
Etkileyici ve sürükleyici. Devamı gelecek mi ?
evet :)
que buena pos te felicito